translate turkish day1_e9644438: "Parlak gün ışığı gözlerime vurdu." translate turkish day1_8e82fc0a: "İlk başta dikkatimi vermedim, daha tam uyanmamıştım." translate turkish day1_44c308e2: "Kendi iradeleri varmışcasına, ayaklarım beni kapıya doğru götürdü." translate turkish day1_ccc28a84: me "Lanet olsun, görünüşe göre uyuya kalıp durağımı kaçırmışım...!" translate turkish day1_aee379b4: "Ama kapı yoktu…" translate turkish day1_8a6c2d4e: "Otobüste etrafıma bakındım ve bunun eski, yıpranmış bir LİAZ olmadığını, bunun yerine otobüsün bir İcraus modeli, yeni bir otobüs olduğunu farkettim!" translate turkish day1_03cecdb6: "Şok içinde dondum." translate turkish day1_3665cd10: th "Nasıl...?{w} Ne...?{w} Öldüm mü...?" translate turkish day1_2df08a3e: th "Kaçırıldım mı" translate turkish day1_a23b7265: th "Hayır, ölmüş olmalıyım..." translate turkish day1_a2eb760d: "Kendimi hararetle sıvazladım, yüzüme bir kaç kez vurdum, Alnımı otobüs koltuklarının birine vurdum..." translate turkish day1_892f12f3: th "Apaçık: ya hala hayattayım, ya da ölünce de acı hissedebiliyordum." translate turkish day1_b55f45ec: th "Ama bu nasıl olabilir?!" translate turkish day1_8b1a1045: th "Belki de o kadar uzun uyumuşumdur ki otobüs otogarına kadar gelmişimdir." translate turkish day1_fa8f47fe: th "Ve sonra ne, beni başka bir otobüse mi koydular...?" translate turkish day1_05f4c741: "Dışarıya çıktım ve etrafıma bakındım." translate turkish day1_7fd7201a: "Nereye bakarsam bakayım yeşillik: yol kenarlarında uzun çalılar, ağaçlar, çiçekler..." translate turkish day1_0c35f127: th "Yaz!{w} Ama nasıl?!{w} Daha demin kıştı..." translate turkish day1_ae3344e7: "Kafam dayanılmaz bir şekilde ağrıyor.{w} Sanki patlayacakmış gibi." translate turkish day1_2208f558: "Yavaşça, hatırlamaya başlıyorum." translate turkish day1_8d858ed9: "Uzaklara doğru uzanan bir yol; ormanlar, bitkiler, tarlalar, göller, ve yine ormanlar." translate turkish day1_786f868f: th "Uyuduğumu sanıyordum; ama o zaman tüm bunları nasıl hatırlayabiliyorum?" translate turkish day1_2f605107: "Ve sonra…{w} Bir boşluk..." translate turkish day1_5fabbbed: "Bir kız bana doğru eğiliyor." translate turkish day1_73437152: "Nazikçe kılağıma bir şeyler fısıldıyor." translate turkish day1_c2d5fb61: "Sonra tekrardan bir boşluk..." translate turkish day1_2e96e275: "Ve sonra burada uyandım." translate turkish day1_c8d2bde3: th "O kızda kimdi?" translate turkish day1_a1a6b8d6: th "Ya da bir rüyamıydı?" translate turkish day1_ebfa0491: "Nedense onun hakkında düşünmek beni biraz da olsa sakinleştirdi. Sıcaklığı her yerden hissettim, içimden geliyordu." translate turkish day1_fde77cc5: th "Beni buraya getiren o olabilir mi?" translate turkish day1_9bacf66f: th "O zaman onu bulmalıyım!" translate turkish day1_a35e9118: th "Ve onu aramak için en iyi yer buradan uzakta olmalı." translate turkish day1_378336bd: "Sola döndüm, sonra sağa, ardından durdum, nereye gideceğim hakkında tereddüt ediyordum. En sonunda, muhtemelen otobüsün geldiği yöne doğru gittim." translate turkish day1_a20cefa7: "..." translate turkish day1_a20cefa7_1: "..." translate turkish day1_723ee7f4: "Fiziksel egzersiz onu yapan kişin zihnini tazeler. Düşünceler açıklaşır, ve etrafındaki gerçekliği değerlendirmek biraz da olsa kolaylaşır." translate turkish day1_cb806649: "Ancak benim durumumda bu böyle değil – Yol kenarında oturuyordum, hırıltılı nefes alıyorum ve boğaz ağrımı sıcak hava yutarak hafifletmeye çalışıyorum." translate turkish day1_6d244e52: "Yine de, koşmak işe yaradı: korku bir süreliğine uzaklaştı." translate turkish day1_adb77bc9: th "Belki gerçekten de rüya görüyorumdur...?" translate turkish day1_93fa4347: "Otobüste kendime zarar verdiğimi hatırlayınca bu fikri hemen reddettim." translate turkish day1_fae72ec6: me "Ne ölüydüm ne de rüya görüyordum..." translate turkish day1_36f36703: "Tarlanın içinden geçen dar ve uzun bir yol.{w} Rüyamdaki yolun tıpatıp aynısı." translate turkish day1_21bd3c65: th "Evden çok uzakta olmalıyım." translate turkish day1_41a25460: "Bu sadece dün kış, bugün ise yaz olmasından dolayı değil." translate turkish day1_fe462b7c: "Tamamen çevre ile alakalı." translate turkish day1_610fd3ae: th "Elbette, yaz genellikle böyledir, yeşil ve sıcak - ama buradaki her şey gerçek hayattaki gibi değil." translate turkish day1_b66d48e9: "Buradaki her şey 19.Yüzyılın Rus sanatçılarının resimlerinden çıkmış gibi." translate turkish day1_d7a6969b: "Çimen fazla yeşil; çalılar normalde olması gerektiği gibi değil, o kadar kalınlar ki ardında ne olduğunu göremiyorsun, ağaç tepeleri gibi, gerçekten..." translate turkish day1_6482df8a: "Ve ağaçların kendileri...{w} Orman biraz uzakta, Ancak ağaçlar sanki saflarını sıkılaştırmış ve tarlalara ve ovalara ilereleme emrini bekleyen birer asker gibi duruyordu." translate turkish day1_46d39e23: "Nefesimi tuttum ve otobüse baktım, zar zor görünüyordu." translate turkish day1_d0f34e2d: th "Bu iyi bir koşuydu..." translate turkish day1_5a5230cb: "Korku tekrardan beni ele geçirdi." translate turkish day1_52a8e81e: th "Şu elektrik kabloları...{w} Burada birileri yaşıyor olmalı!" translate turkish day1_a53379f8: "Ama bu ne {i}anlama{/i} geliyor?" translate turkish day1_8d395e64: "Gerçekte bu hiçbir anlama gelmiyor!{w} Cehennemde bile elektrik kablosu olamaz mı?" translate turkish day1_fbe4386c: "Günahkarları kızgın kömürün üzerinde kavurmak mı? Bu bir kaç yüzyıl öncede kaldı..." translate turkish day1_c88e5ea3: "Geri dönüşü olmayan bir yere ulaşmış olmalıyım, ya kafayı sıyırıcağım ya da bir şeyleri anlamak için beynimi kullanacağım." translate turkish day1_3cbef58c: th "Ve başka bir seçeneğim olmadığından, İkinci seçeneği seçmeliyim!" translate turkish day1_28b9b20f: "Yavaşça otobüse doğru yola koyuldum." translate turkish day1_9aeca35d: th "Elbette bu korkunçtu." translate turkish day1_d5a8e5e1: th "Ama cevabı ormanda aramaya meyilli değilim, Ve bu sefil cıvata kovası gerçek dünyayla olan tek bağlantım." translate turkish day1_a20cefa7_2: "..." translate turkish day1_001631c6: th "Etrafı dikkatlice gözetlemeliyim." translate turkish day1_4d15e874: "Tuğladan bir duvar ve üzerinde 'Sovyonok' yazan bir kapı, iki tarafta da öncü heykeli, ve yakınlarda '410' numaralı otobüs güzergâhını gösteren bir yol levhası." translate turkish day1_59b146e5: me "Yolculuk bugün uzun sürüyor demek." translate turkish day1_e98bfbde: "Sırıttım." translate turkish day1_0fa2263b: "Bir kişi aşırı durumlarda uygunsuz davranmaya başlayabilir." translate turkish day1_db78176c: th "Şuan bana yaşanan şey gibi" translate turkish day1_95a9a169: "Hem burası terkedilmiş gibi durmuyor – Kapılarda pas, duvarlarda herhangi bir hasar yok." translate turkish day1_3ba35159: me "'Sovyonok'…" translate turkish day1_33b4e80e: th "Böyle bir ismi olan ne olabilir?" translate turkish day1_94f91cd7: th "Öncü heykellerine bakarak, bunun bir yaz kampı olabileceğine karar verdim.{w} Üstelik açık gibi görünüyor!" translate turkish day1_deb4632a: th "Elbette, en basit açıklaması bu, istatiksel konuşursak, bu hiçbir şeyi açıklamıyor." translate turkish day1_b987229b: th "Garip bir kız, değiştirilmiş otobüs, yaz, yaz kampı..." translate turkish day1_33930872: "Binlerce teori zihnimden akıp gitti: uzaylılar tarafından kaçırılmaktan uyuşuk uykuya, bir halüsinasyondan zaman ve mekan kaymasına..." translate turkish day1_d28308d8: "Hiçbiri ötekinden daha kötü değil, ama hangisinin gerçek olduğuna karar vermek neredeyse imkansız." translate turkish day1_c83682b4: "Ve sonra aklıma geldi - Telefon araması yapmayı deneyebilirim!" translate turkish day1_30421d7d: "Cep telefonumu çıkardım ve kişilerden ilk numarayı aradım." translate turkish day1_a5e58fe8: "Ancak ekranda sinyal gücü çubukları yerine kalın bir çarpı işareti görünüyordu." translate turkish day1_19146449: th "Pekala, böyle bir yerde tabii ki bir sinyal olamaz." translate turkish day1_0d3882c7: th "Hem buraya gelen tek kişi ben olamam!" translate turkish day1_c52f433f: th "Otobüsler kendi kendini süremez!" translate turkish day1_9191dff2: "Bunun bir halisünasyon olmadığından emin olmak için otobüsün her tarafını inceledim." translate turkish day1_841adb1f: "Dibinde çamur kirleri, şurada ve burada bazı paslar, soluk reng ve yıpranmış tekerlekler- hayır, bu kesinlikle sıradan bir İcarus otobüs." translate turkish day1_6109f212: th "Evet, bu tür otobüsler eğer uyuya kalırsanız sizi hiç bilmediğiniz yerlere götürenlerden." translate turkish day1_0343ddfb: "Endişeli bir şekilde güldüm." translate turkish day1_d4028078: "Bu kendi kendine oldu, düzensiz olarak.{w} Çünkü burası gülmek için doğru bir yer değil..." translate turkish day1_17403436: th "Ama şoför nerede?" translate turkish day1_7530ded5: "Dikkatlice otobüsün yanındaki kaldırıma oturup beklemeye başladım." translate turkish day1_a20cefa7_3: "..." translate turkish day1_4bc2caf0: "Sabrım uzun sürmedi." translate turkish day1_ede35d71: "Anksiyetem en yüksek seviyesine çıkmış olmalı, ve yavaştan delirmeye başladım." translate turkish day1_c8bc0b5a: "Böyle bir durumda, muhtemelen başka biri de böyle hisseder." translate turkish day1_0b02c10b: "Uzaylılar ve paralel evrenler hayal gücümden çıktı, Geriye sadece boşluk ve karanlık kaldı." translate turkish day1_33b8346c: th "Bu her şeyin biteceği an mı? {i}Hayatım{/i} nasıl bitecek?" translate turkish day1_0818ff10: th "Ama yapmak istediğim o kadar çok şey vardı ki, henüz zamanım yoktu...." translate turkish day1_405f9fbf: "Bu fikire kapıldım, bu kesinlikle bir sondu." translate turkish day1_97d1733b: th "Ama neden?!" translate turkish day1_6e7e69ad: th "Bu adil değil! Eminim ki herhangi birinden daha kötü değilim!" translate turkish day1_a72fb0ee: th "Tanrım, neden...?" translate turkish day1_69065e88: "Göz yaşları gözlerimi dayanılmaz bir şekilde yakıyordu, Kıvrılıp çimenlerin üzerinde dönmeye başladım." translate turkish day1_4629954b: me "NEDEN?! BEN NE YAPTIM! NEDEN BEN?!" translate turkish day1_6f37277c: "Ama ağlamam konuşamayan heykeller ve ağacın üstündeki kuş dışında kimse tarafından duyulmadı, ki kuş hemen uçup gitti, kendi kuş diliyle başka bir şey söyleyerek, sanki yemek sonrası uykusunu bölmeye cüret eden aptala gülüyormuş gibi." translate turkish day1_893c0214: "Ağlamaktan nefesim kesilmişti ve sessizce uzanmış, ara sıra hıçkırarak ağlıyordum" translate turkish day1_a20cefa7_4: "..." translate turkish day1_1b527b73: "Bir süre sonra kendimi topladım." translate turkish day1_659aa794: "Zihnim biraz olsun rahatladı, terör ve ölüm korkusuda bana küçük bir ara verdi." translate turkish day1_dba992b6: th "Yine de, eğer biri beni öldürmek isteseydi, bunların hepsi ne için?" translate turkish day1_1a34ee7c: th "Bir deney gibi de durmuyor." translate turkish day1_56b2c610: th "Eğer bu sadece çılgın bir tesadüfse, o zaman muhtemelen bir tehdit yoktur." translate turkish day1_cc407c1e: th "Herneyse, görünüşe bakılırsa şuanlık bir tehlike yok." translate turkish day1_35abcf62: "Panik yakında kaybolacak." translate turkish day1_bbe3feaf: "Tabii ki, kan hala şakaklarıma çarpıyordu, ve ellerim hala titriyordu, ama en azından artık daha açık bir şekilde düşünebiliyordum." translate turkish day1_007b1ddb: th "Şu anda değiştirebileceğim hiçbir şey yok!{w} Yani ne kadar sinirlenip düşünmenin bir anlamı yok, bu işleri sadece daha da kötü yapacak." translate turkish day1_607957e4: th "Bazı gerçekler ortaya çıkana kadar, tahminlerde bulunmanın gerçekten bir anlamı yok." translate turkish day1_cea13f7e: th "Her halükarda, burada aylaklık ederek hiçbir şey öğrenemeyeceğim." translate turkish day1_55660f36: "Bu kamp (tabii ki gerçekten kamp ise) insanların olabileceği tek yer gibi duruyor, bu yüzden oraya gitmeye karar verdim, ve zar zor kapılara ulaştığımda ise..." translate turkish day1_cb43b355: "Bir kız çıkıverdi..." translate turkish day1_c9771ed6: "... bir öncü üniforması giyiyordu." translate turkish day1_76dc3c1c: th "Mantığım bu sefer beni hayal kırıklığına uğratmadı." translate turkish day1_c454f340: th "Yine, 21. yüzyılda öncü üniforması..." translate turkish day1_55a53f71: th "Ve yine, {i}burada{/i} bir kız..." translate turkish day1_a0dd748b: "Donakaldım, bir adım bile atamadım." translate turkish day1_888fb514: "Kaçmam gerektiğini düşündüm.{w} Buradan uzağa, bu otobüsten uzağa, kapılardan, heykellerden ve siesta yapan bu kanlı kuştan uzakta." translate turkish day1_1a518774: "Sadece koşmak, rüzgar kadar özgür, hızlı ve daha hızlı, Geçen gezegenlere el sallayarak, galaksilere göz kırparak." translate turkish day1_8abc0b99: "Koşmak, bir pulsar ışını olmak ve körelmiş radyasyona dönüşmek, bilinmeyenle yüzleşmek için koşmak." translate turkish day1_b53ca9d4: "Buradan {b}uzakta{/b} olduğu sürece nereye olursa olsun kaçmak!" translate turkish day1_d158f7e2: "Bu arada, kız yakınlaştı ve tebessüm etti." translate turkish day1_3fbcaafd: "Güzelliğini fark etmek dışında bir şey yapamadım, Korkudan titriyor olmama rağmen." translate turkish day1_01e37be4: "İnsan içgüdüleri bilinçten bağımsız olarak çalışır ve beynin yalnızca yüzde 5'i bilişsel süreçlerden sorumluyken, geri kalan yüzde 95'i her zaman {i}yaşamı{/i} sürdürmekle ve özellikle de hormonal sistemin istikrarlı bir şekilde işlemesini sağlamakla meşguldür." translate turkish day1_b619432f: "Umutsuzca daha az karmaşık olmayı ve bir ansiklopediden resmi alıntılarla düşünmeyi bırakmayı istedim, ancak düşüncelerim tek tek ortaya çıktı, aptalca, yersiz, sanki önemsiz bir ciltli polisiye kitabın kahramanının iç monoloğundan alınmış gibi." translate turkish day1_159ede02: "Güzel bir Slav yüzü, iki kucak dolusu taze samana benzeyen uzun örgüler ve içinde boğulabileceğiniz mavi gözler." translate turkish day1_ebdc09cc: slp "Merhaba, sen yeni gelmiş olmalısın, değil mi?" translate turkish day1_a009dbf2: "Şaşkınlık içinde donakaldım." translate turkish day1_b5aec161: "Kız tamamen normal görünüyordu, sıradan bir insan gibi, ama hala tek bir kelime bile söyleyemiyordum." translate turkish day1_fff6f9eb: th "Kaçmak için çok geç..." translate turkish day1_880e4e10: slp "Yanlış birşey mi söyledim?" translate turkish day1_06176d1f: "Cevap vermek içim muazzam bir çaba harcadım:" translate turkish day1_13317d7b: me "Ahh... evet..." translate turkish day1_c44cb8e0: slp "Ne?" translate turkish day1_d51bc1bf: me "Oh, birşey yok, {i}yeni geldim{/i} demek istedim." translate turkish day1_c0a65fae: "Yanlış bir şey söylemiş olabileceğimden endişelenmeye başlayarak hızlıca cevap verdim." translate turkish day1_13317d7b_1: me "Ah... evet..." translate turkish day1_3c13f21e: slp "Tamam o zaman, hoş geldin!" translate turkish day1_6d77584d: "Genişçe gülümsedi." translate turkish day1_82d0a78d: "Garip, Sanki karşımda normal bir kız varmış gibi görünüyordu.." translate turkish day1_31e75c3d: th "Bah, buraya gelmemeliydim, ağaçlar ve tepeler daha iyiydi..." translate turkish day1_c2c61eee: th "Ama sonra ne yapmalıyım – onunla bir insanmış gibi konuşmaya çalışmak, ya da kaçmak, başka ne var ki?" translate turkish day1_85e4f294: "Kan kafamın içinde dayanılmaz bir şekilde pompalanıyor, onu içeriden parçalıyordu; biraz daha fazla sert olsaydı zavallı öncü kız kafatasımın korkunç içeriğiyle sıçrayacaktı..." translate turkish day1_26d0580a: slp "Komik olan şey ne?" translate turkish day1_5b1e985b: "Kız bana doğru baktı." translate turkish day1_632c64ff: "Tüylerim diken diken oldu ve dizlerim titremeye başladı." translate turkish day1_fa942807: me "B...bir şey yok..." translate turkish day1_81fa1f0f: slp "İyi o zaman." translate turkish day1_35ff2f5f: th "İyi? Bunda iyi olan şey ne?" translate turkish day1_50ae0b93: "Birden aklımdan bir düşünce geçti: her şeyin canı cehenneme. Arkamdaki otobüsü, dün kış bugün yaz olduğu gerçeğini unutmak. Kaşındıran kazağımı yırtıp atmak ve tüm bunların gerçekten olduğunu kabul etmek istedim. Her şey olması gerektiği gibi, tüm bunlar en iyisi için..." translate turkish day1_1ab1c37a: me "Ve muhtemelen biliyorsun ki...?" translate turkish day1_d0ebceb7: slp "Kamp liderine gitmelisin, sana her şeyi anlatacak!" translate turkish day1_3399b38f: slp "Bak.{w} Meydandan düz ilerleyeceksin, sonra sola dön. Bir kaç tane küçük kabin göreceksin." translate turkish day1_f40c35be: "Sanki arkasında ne olduğunu biliyormuşum gibi kapıları işaret etti." translate turkish day1_54f0a60f: slp "Tamam, yolda başkalarına Olga Dmitrievna'nın kabininin nerede olduğunu sorabilirsin." translate turkish day1_f12081ed: me "Ben… ehh…" translate turkish day1_81c28b1c: slp "Anladın mı?" translate turkish day1_a1e6972e: "Tabii ki de anlamadım." translate turkish day1_2f0e0a31: slp "Pekala, şimdi gitmem lazım." translate turkish day1_77cc4ba5: "Kız elini salladı ve kapının arkasından geçip kayboldu" translate turkish day1_bc447943: "Sanki onun için sıradan bir şeymişim gibi görünüyordu." translate turkish day1_07ef85cb: "Ve tüm bu otobüs şovu ve uyanıkken ya da uykudayken yapılan seyahatler sadece benim için sıkıntılıydı, oysa burada her şey olması gerektiği gibi." translate turkish day1_2d3f952e: th "Kamp lideri, öncü üniforması…" translate turkish day1_cf1c4a81: th "Ne yani, burada tarihsel bir canlandırma mı yapıyorlar?" translate turkish day1_bce4a681: th "Umarım içeride, meydanda Lenin'i zırhlı bir aracın üzerinde dururken görmem." translate turkish day1_1b36af68: th "Ama bu bile şu anda beni şaşırtmaz...." translate turkish day1_39014c31: "Bir süreliğine yalnız başıma durduktan sonra, Kampa doğru ilerledim." translate turkish day1_6f92edab: "Sadece 50 metre ileride sol tarafta tek katlı küçük bir ev belirdi.{w} Kapının yanındaki tabelada 'Kulüpler' yazıyordu.." translate turkish day1_b20957b2: "Tam yakınlaşacaktım..." translate turkish day1_93faf713: "Ve kapı aniden açıldı, ve öncü üniforması giyen kısa bir kız çıktı." translate turkish day1_bc2ffd42: "Güzel yüzü bana tüm insanlığın kaderi için gerçekten evrensel bir kederle acı çeken biri izlenimi verdi." translate turkish day1_5b8bfb48: "En sonunda beni gördü ve dondu, sanki korkmuş gibi." translate turkish day1_82b60add: "Ben de dondum, ne yapmam gerektiği hakkında tereddütdeydim – önce yaklaşmak mı yoksa biraz inisiyatif gösterene kadar beklemek mi?{w} Ya da belki de kaçıp gitmek..." translate turkish day1_d6de2681: "Gerçi bu son seçenek sürekli olarak sadece kendimi koruma içgüdüm tarafından öneriliyordu (en azından ben buna inanmak istiyordum)." translate turkish day1_2cebe5d7: "En kötü insan içgüdüsü değil ama en mantıklısı da değil." translate turkish day1_63473f65: "Eğer bu içgüdü tümdengelim yeteneklerine karşı poker oynasaydı, sonuç önceden belirlenmiş olurdu." translate turkish day1_a971bc7a: "Ve bu tümdengelim yetenekleri (ya da en azından görünüşleri) bana bu kızdan korkmaya gerek olmadığını ima ediyordu." translate turkish day1_9b858553: "Aniden çalıların arasından biri fırladı" translate turkish day1_b978b533: "Üstünde 'SSCB' yazan ve kırmızı bir tişört giyen bir kız." translate turkish day1_7ebe0cfb: th "Çağının mükemmel bir kopyası." translate turkish day1_42c9a02c: "Uzaktan biraz kısa görünüyordu, ve muhtemelen kapıdaki ve kulüp odasındaki kızdan daha genç." translate turkish day1_c52afe92: "Sonunda yaklaşmaya karar verdim ama 'SSCB' (ona böyle diyordum) kıza doğru atladı ve kollarını çılgınca sallayarak ona bir şeyler anlatmaya başladı." translate turkish day1_b63ce3ba: "Diğer kız, kafası karışmış bir şekilde kafasını aşağı eğdi, ve sessiz kalmaya devam etti." translate turkish day1_d44e3c53: "Muhtemelen eğlenceli diyaloglarını izlemeye devam edecektim, ancak 'SSCB' aniden cebinden bir şey çıkardı ve kızın yüzünün önünde sallamaya başladı." translate turkish day1_258e8119: "Bu {i}şeyin{/i} bir çekirge olduğu ortaya çıktı." translate turkish day1_ed6083c2: unp "Eeeeee-eee-eeeeee!" translate turkish day1_87779d4a: "Kız ciyakladı." translate turkish day1_f91880c6: "Böceklere pek meraklı olmasa gerek ki, hemen Lenin'in muhtemelen işçi ve köylü devrimiyle ilgili konuşmasını yaptığı yere doğru koştu." translate turkish day1_03448d77: "Yani, meydana doğru..." translate turkish day1_ebc4605c: "'SSCB' bana baktı, şakacı bir şekilde sırıttı, ve kızın arkasından koştu." translate turkish day1_38e92acb: th "Güne fena bir başlangıç sayılmaz." translate turkish day1_1c924fd9: th "Nerede olduğuma dair herhangi bir fikrim yok, ayrıca, burada öncü gibi rol yapan çocuklar var." translate turkish day1_3f084620: th "Ve söyleyebileceğim kadarıyla burası evimden binlerce kilometre uzakta bulunuyor.{w} Hatta farklı bir gerçeklik bile olabilir." translate turkish day1_b8844662: "Ve bu gerçekten de bir {i}gerçeklikti{/i}..." translate turkish day1_bd1b7173: "Demek istediğim, etrafımdaki her şey o kadar gerçek görünüyordu ki (biraz süslenmiş olsa da), aslında önceki hayatımın sadece bir rüya olabileceğini düşünmeye başlamıştım." translate turkish day1_947b07b9: th "Ve şimdi ne yapmam gerekli?" translate turkish day1_a20cefa7_5: "..." translate turkish day1_a48ce857: "Ayakkabımla çatlak kaldırım taşlarını karıştırıyor ve amaçsızca 'Kulüpler' binasına bakıyordum." translate turkish day1_52f502cd: th "Bir karar vermem gerekmeden önce sadece birkaç saniye daha." translate turkish day1_6f416834: "İşte o zaman kendimi çimlerin üzerinde yuvarlanırken, ağlarken hatırladım." translate turkish day1_487a7790: "Tiksintiyle ürperdim.." translate turkish day1_34312b93: "Belki de bu başka bir içgüdüdür: sızlanmak ve kendine acımak için tüm enerji tükendiğinde, vücut ya kış uykusuna yatar ya da rezervlerini harekete geçirir." translate turkish day1_8ff0ae14: "Benimki ikinci seçeneği seçmiş gibi görünüyordu, çünkü birdenbire neler olup bittiğini anlama kararlılığını buldum." translate turkish day1_6aea12ff: "Bunu yapabilmek için de bir erkek gibi-bir insan gibi davranmam gerekiyordu: {i}kendi dünyamın{/i} bir temsilcisi olarak saygınlığımı korumalıydım.." translate turkish day1_267d5adc: "Sola doğru giden yolu takip ettim, sağımda küçük kabinler duruyordu, öncülerin evleri." translate turkish day1_772090f6: "Aslında dışarıdan oldukça rahat görünüyorlardı." translate turkish day1_5ff36d96: "Sovyetler Birliği'nde doğmuş olmama rağmen, ne öncülere ne de daha genç olan Ekim Çocukları gibi çocuk örgütlerinin bir parçası olmamıştım." translate turkish day1_d869f630: "Tipik bir öncü kampının günlük yaşamını biraz daha farklı hayal ettim: uzun metal ranzaların sıralandığı büyük barakalar, saat altıda siren çalarak uyandırma çağrısı, yatağınızı yapmak için bir dakika, sonra talim meydanındaki düzene katılma..." translate turkish day1_3a1335b5: th "Ya da bekle!{w} Başka bir şeyle karıştırıyor olabilir miyim...?" translate turkish day1_9eee971e: "Bir anda bir şey beni gerçekliğe geri getirdi" translate turkish day1_bb359f8d: "Sendeledim ama ayaklarımın üzerinde durdum, arkamı döndüm ve hayatım için kahramanca savaşmaya hazırlandım..." translate turkish day1_57666fa8: "Ama tek bulduğum arkamda duran başka bir kızdı." translate turkish day1_ee51804d: "Ağzım şaşkınlıkla açıldı." translate turkish day1_68b22888: dvp "Ağzını kapa.." translate turkish day1_143f62c0: "Ağzımı kapadım." translate turkish day1_c1b4c8b4: "Aynı öncü, ama giyiş şekli, nasıl desem, provokatif." translate turkish day1_f689de87: "Burada daha önce tanıştığım tüm kızlar gibi bu da oldukça sevimliydi ama aşırı kibirli ifadesi onu daha yakından tanıma isteğimi öldürdü." translate turkish day1_5ecab483: dvp "Burada yenisin, değil mi?" translate turkish day1_51149e68: me "…" translate turkish day1_dc8deb21: dvp "Pekala, görüşürüz!" translate turkish day1_df07b66c: "Bana tehditkar bir bakış attı ve yanımdam geçip gitti." translate turkish day1_be998354: "Öncü kızın köşeyi dönmesini bekledim...{w} Kim bilir başka neyin peşindeydi!" translate turkish day1_310f2718: "İlginç olan şey ise bu düşmancıl kızın bana tamamen normal gelmesiydi, öyle bir ölümcül bir tehlike hissi vermedi." translate turkish day1_dbdad37c: "Burnuma yumruk yeme tehlikesi hariç." translate turkish day1_78546616: "En sonunda, meydana ulaştım." translate turkish day1_79587a2a: "Zırhlı bir aracın üstünde Lenin yoktu, Gerçi tüm bu olanlardan sonra böyle bir şey beklenebilirdi." translate turkish day1_b624fcdd: "Ancak bunun yerine, meydanın ortasında belli bir yoldaşın anıtı yükseliyordu. Kaidenin üzerindeki harflerde 'GENDA' yazıyordu." translate turkish day1_4f2ef086: th "Parti içerisindeki büyük bir isim olmalı." translate turkish day1_2f3a0b1e: "Yanlarda birkaç küçük bank vardı." translate turkish day1_f324eeda: th "Burası oldukça hoş." translate turkish day1_9d30be31: th "Kız bana nereye gitmemi söylemişti?{w} Sola mı Sağa mı?" translate turkish day1_c6de1218: th "Sola mı, Sağa mı, Sola mı, Sağa mı…" translate turkish day1_58ada7be: th "Ve neden oraya gidiyorum ki...?" translate turkish day1_bd699a39: th "Ah, doğru. Normal davranmaya karar vermiştim..." translate turkish day1_833eb5f3: th "O zaman, sağ tarafa!" translate turkish day1_4870b408: "Küçük bir koruya doğru..." translate turkish day1_be1bac02: "İskeleye geldim." translate turkish day1_66caa1a6: th "Yanlış dönüşü almış olmalıyım." translate turkish day1_a02d94f5: slp "Hey, yanlış yol!" translate turkish day1_0a8fd9cf: "Sese doğru döndüm." translate turkish day1_ea065f04: "İlk tanıştığım kız karşımda duruyordu." translate turkish day1_4725a971: slp "Şimdi ben sana ne demiştim, meydandan sağa dön, değil mi?" translate turkish day1_59abc400: "Öncü üniformasından bikinisine geçmişti.." translate turkish day1_e85f6b79: slp "Oh, daha kendimi tanıtmadım!{w} Benim adım Slavya!" translate turkish day1_2fa68520: slp "Aslında, tam adım Slavyana, ama herkes bana Slavya diyor.{w} O yüzden sen de öyle diyebilirsin!" translate turkish day1_6e37a835: me "Eh... tamam..." translate turkish day1_0cc735df: "Kafam hala biraz karışıktı, bu yüzden daha anlamlı cevaplar bulamadım." translate turkish day1_4c5321be: sl "Peki senin adın ne?" translate turkish day1_c5787aa3: "Sanki içimi görebiliyormuş gibi hissettim.." translate turkish day1_5cf26729: me "Ehm... Ben... evet... Semyon..." translate turkish day1_e2552123: sl "Memnun oldum, Semyon." translate turkish day1_a89521fc: sl "Pekala, işim neredeyse bitti.{w} Bir dakika burada bekler misin, üstümü değiştireceğim ve Olga Dmitrievna'ya birlikte gideceğiz, anlaştık mı?" translate turkish day1_65bf82fc: me "Anlaştık..." translate turkish day1_43560fad: "Bu konuşmadan sonra kaçtı. İskeleye oturdum ve ayaklarımı suya sarkıttım." translate turkish day1_90942777: "Ağır kışlık botlar giyiyordum ama böyle bir havada ayaklarımın ıslanmasında hiçbir sakınca yoktu." translate turkish day1_5c4ff44b: "Ayrıca, kendimi biraz serinletmemi sağladı." translate turkish day1_ea94e5d1: "Nehire bakarken beyin fırtınası yapıyor ve olan biten her şeyi değerlendiriyordum." translate turkish day1_24d93bb8: th "Eğer bu bir tür komplo ise, garip bir komplo, hatta zaman zaman fazla dostane." translate turkish day1_5edac208: th "Hayır, daha çok rastgele bir olay gibi görünüyor." translate turkish day1_044eac6b: th "Tamamen anlaşılmaz bir rastgele olay." translate turkish day1_a733d584: sl "Gidelim mi?" translate turkish day1_3d8e6458: "Slavya öncü üniformasını giymiş bir şekilde yanımda duruyordu." translate turkish day1_85ccdc6d: me "Gidelim…" translate turkish day1_1ea0d875: th "Çok kısa bir süredir buradayım ama tanıştığım insanlar arasında en az şüpheli görünen o." translate turkish day1_efe66139: th "Ancak, bu gerçeğin kendisi zaten şüpheli!" translate turkish day1_b3e9120f: "Meydana doğru yürüdük" translate turkish day1_73d6913a: "'SSCB'li' kız ve sırtıma vuran kız oradaydı ve birbirlerini kovalıyorlardı." translate turkish day1_805a8066: th "Bu oynadıkları bir tür oyun mu?" translate turkish day1_6c5b8d8e: sl "Ulyana, bu kadar koşmak yeter! Olga Dmitrievna'ya her şeyi anlatacağım!" translate turkish day1_e2f0dae9: us "Hay-hay, kaptan!" translate turkish day1_0bfd5bdf: "Bir süre Slavya'ya neler olup bittiği ya da yerel halk hakkında soru sormamaya karar verdim." translate turkish day1_5280f6b1: th "Önce şu gizemli Olga Dmtrievna ile görüşsem iyi olur." translate turkish day1_1cd246d8: th "Buranın patronu o gibi duruyor." translate turkish day1_3337c244: "Bazıları şişman bira fıçılarına benzeyen, bazıları ise daha çok ev barakalarına benzeyen, neredeyse birbirinin aynısı olan kulübelerin yanından geçtik." translate turkish day1_598416c3: "Sonunda Slavya tek katlı küçük bir kulübenin önünde durdu." translate turkish day1_4ce282c2: "Bir ressamın tablosuna benziyordu: eskilikten şurası burası dökülen soluk boya güneşte parlıyordu; hafif aralık pencere panjurları rüzgârda neredeyse fark edilmeden sallanıyordu; ve kenarlarda kocaman leylak çalıları büyüyordu." translate turkish day1_9ba44673: "Sanki bu köhne kulübe mor ipekten bir fırtınanın içinde boğuluyormuş gibi görünüyordu ve leylaklar, temel bir güç gibi, birlik liderinin evini amansızca yok ediyordu." translate turkish day1_3dc6042e: sl "Ne duruyorsun? Hadi gidelim!" translate turkish day1_cc0015de: "Slavya beni hayallerimden uyandırdı." translate turkish day1_25a8e409: mt_voice "... ve Lena'ya sataşmayı bırak...." translate turkish day1_23aa893b: "Rena?!" translate turkish day1_368e2a32: th "İçeride biri varmış gibi görünüyor." translate turkish day1_42c5f640: "Gerçekten de bir an sonra kapı açıldı ve Ulyana dışarı fırlayıp aynı muzip sırıtışla hızla yanından geçti." translate turkish day1_9b6e58bf: "Ardından at kuyruklu kız çıktı." translate turkish day1_01fca3c6: sl "Seninle uğraşmasına izin verme, Lena!" translate turkish day1_0d446d18: th "Demek ki onun adı Lena...{w} en azından Rena olmamasına şükretmeli!" translate turkish day1_92afc216: un "Ama izin vermiyorum..." translate turkish day1_a3f0580d: "Cümlesine devam etmek yerine, utandı ve çabucak meydana doğru yol aldı." translate turkish day1_a653101d: "Nedense dönüp gözlerimle onu takip etmek istedim ama Slavya şöyle dedi:" translate turkish day1_84aaac50: sl "Gel." translate turkish day1_9e8e7cd3: "Kabinin içine girdik." translate turkish day1_4a8e191a: "İçerisi düşündüğüme benzer çıktı: iki yatak, bir masa, bir grup sandalye, parkede halı, ve gardırop." translate turkish day1_c87f01c5: "Özel bir şey yoktu, ama aynı zamanda ev gibi ve rahat hissettiriyordu, her ne kadar bu oda neredeyse kendi dairemle aynı düzensizlikte olsa da." translate turkish day1_f9471bdb: "Pencerenin yanında duran kız yirmi beş yaşlarında görünüyordu.." translate turkish day1_1529b84e: th "Belli ki doğa ona güzel bir yüz ve iyi bir vücut hediye etmişti...." translate turkish day1_0aa01509: th "Bu kargaşada en azından bir şey sizi mutlu edebilir: yerel halk çok güzel." translate turkish day1_80b7fab7: mtp "Sonunda buradasın!{w}Harika!{w} Benim adım Olga Dmitrievna, kamp lideriyim." translate turkish day1_81f67e23: me "Tanıştığıma memnun oldum, ben Semyon." translate turkish day1_2a6869f0: "Olan biten hiçbir şeye şaşırmamış gibi konuşmaya karar verdim.." translate turkish day1_b93477a9: "Yakınlaştı." translate turkish day1_9a812b52: mt "Bu sabahtan beri seni bekliyorduk." translate turkish day1_b7364cea: me "Beni mi bekliyordunuz...?" translate turkish day1_ca77693f: mt "Evet, tabii ki!" translate turkish day1_dda106bc: me "Ve sıradaki otobüs ne zaman geliyor, çünkü ben... " translate turkish day1_fec151d0: mt "Niye bilmeye ihtiyacın var ki?" translate turkish day1_8f1ac2ed: th "Evet, haklısın, niye bilmeye ihtiyacım var ki ...?" translate turkish day1_5a1280bd: th "Sanırım doğrudan soru sormamalıyım: buradaki insanlar benim istediğim şekilden oldukça farklı tepkiler verebilir." translate turkish day1_79c3f7b2: th "Cevap alacağımdan da şüpheliyim." translate turkish day1_8d50c9cf: me "Bir sebebi yok, sadece merak ettim..." translate turkish day1_1725efc3: me "Bu arada, tam olarak neredeyiz?{w} Posta adresimiz yani?" translate turkish day1_21adf436: me "Aileme bir mektup gönderip buraya sorunsuz geldiğimi söylemek istedim." translate turkish day1_efb897d9: "Bazı nedenlerden dolayı, eğer oyuna devam edersem bir şeyler öğrenebileceğime dair umutsuz bir fikre kapıldım." translate turkish day1_5a58e925: mt "Ama ailen yarım saat önce aradı! Sana selamlarını yolladılar." translate turkish day1_41180a2e: th "İşte bu sürpriz oldu...." translate turkish day1_350d74d5: me "Peki, onları arayamaz mıyım? Çünkü onlara çıkmadan önce söylemeyi unuttuğum bir şey var da." translate turkish day1_44f6bf31: mt "Hayır." translate turkish day1_9d48f5b9: "Bana tatlı, içten bir gülümseme verdi." translate turkish day1_9bddf507: me "Neden?" translate turkish day1_c40fd752: mt "Burada telefonumuz yok." translate turkish day1_51149e68_1: me "…" translate turkish day1_729f518a: me "O zaman ailem burayı nasıl arayabilirdi?" translate turkish day1_120ecdbc: mt "Bölgenin merkez kasabasından yeni döndüm, orada onlarla konuştum." translate turkish day1_434cc4a4: th "Demek öyle?" translate turkish day1_68be55cd: me "Ve bir şekilde kasabaya gidebilir miyim?" translate turkish day1_44f6bf31_1: mt "Hayır." translate turkish day1_89d38d04: "Aynı gülümsemeyi korudu.." translate turkish day1_5ac38cf1: me "Neden?" translate turkish day1_06cd3c2d: mt "Çünkü otobüsler haftada bir geliyor." translate turkish day1_a3268632: "Liderinin oraya nasıl gidip geldiğini sormamaya karar verdim; nasıl olsa bir cevap alamayacaktım." translate turkish day1_bd84df53: "Tüm bu süre boyunca Slavya yanımda duruyordu ve konuşmamızda hiçbir tuhaflık görmüyor gibiydi." translate turkish day1_869d68e4: mt "Oh, senin için bir üniforma bulmalıyız!" translate turkish day1_75c6d686: th "Öncü şortu giymek ya da saçma kırmızı boyun atkısını takmayı kesinlikle istemiyorum!" translate turkish day1_94a1d364: th "Yine de, yaz ayında kışlık giymek mantıklı değil." translate turkish day1_f4df3367: me "Pekala, teşekkürler…" translate turkish day1_00ec5ab7: th "Acaba bu sıcakta birinin mont ve kışlık bot giymesini tuhaf bulan bir tek ben miyim?" translate turkish day1_13e0bfb3: mt "Pekala, ben gidiyorum, siz de kampı tanımaya başlayabilirsiniz!{w} Akşam yemeğine gelmeyi unutmayın!" translate turkish day1_8af1d414: "Bunu söyledikten sonra kabinden yürüyerek çıktı." translate turkish day1_3be70f85: "Hayır, 'yürüdü' doğru kelime değil- aceleyle dışarı çıktı." translate turkish day1_733c1098: "Slavya ile yalnız kaldım." translate turkish day1_4c0d1dce: sl "Benimde gitmem gerek, yapacak işlerim var." translate turkish day1_0a470c4f: sl "Biraz yürü, kampın etrafına bakın.{w} Akşam görüşürüz." translate turkish day1_d47d9534: th "Eğer buna karşı bir tehdit ya da engel yoksa, Slavya tarafından somutlaştırılan bu gerçeklik giderek daha çekici hale geldi." translate turkish day1_a20cefa7_6: "..." translate turkish day1_a28a58fe: "Bugün ilk defa buranın çok sıcak olduğunu fark ettim." translate turkish day1_3aa2905a: "Tabii ki bunun suçlusu kışlık kıyafetlerimdi." translate turkish day1_6224b6ad: "Paltomu çıkardım ve yatağın üzerine bıraktım, kazağım da onu takip etti; artık üzerimde sadece gömlek vardı." translate turkish day1_1302b288: th "Daha iyi!" translate turkish day1_0650308f: "Şimdi yapabileceğim tek şey tavsiyesine uymak ve kampın etrafına bakmaktı.." translate turkish day1_faf01b13: th "Bu arada bir şeyler bulmaya çalışacağım.." translate turkish day1_abe359aa: "Yerel 'yerleşim bölgesini' geçerken, öncü bir çocuğun bana doğru geldiğini gördüm." translate turkish day1_19166f7e: "Ve gerçekten de öncü bir erkekti, öncü bir kız değil. Görünüşe göre Amazonların krallığında bile erkekler varmış." translate turkish day1_6e392819: elp "Merhaba, burada yenisin, sen Semyon olmalısın, değil mi?" translate turkish day1_f4234049: me "Sen nasıl...?" translate turkish day1_eb3ac837: elp "Herkes biliyor bile! Ben Electronik bu arada. Gerçekten. Bana öyle seslenebilirsin." translate turkish day1_1ab8b0e8: th "Electronik. Gerçekten. İşler 'çılgınlıktan' 'tamamen deliliğe' doğru gidiyordu." translate turkish day1_f2e007f0: me "Pekala..." translate turkish day1_13475f83: el "Ulyana bana Cheesie de der.." translate turkish day1_f005cc88: me "Cheesie?" translate turkish day1_dd47efcd: th "Tostta olan mı, mantar ile?" translate turkish day1_8966f24f: el "Çünkü soyadım Cheesekov." translate turkish day1_f2e007f0_1: me "Anlıyorum..." translate turkish day1_ab73c55e: el "İzin ver sana etrafı gezdireyim!" translate turkish day1_c45870d5: "Teklifini kabul ettim, çünkü burayı tek başıma tanımam çok daha uzun sürerdi." translate turkish day1_901746cb: me "Tamamdır, hadi gidelim." translate turkish day1_e555f27e: "Tekrardan meydana döndük." translate turkish day1_6bd8e03f: th "Sanki bu kampta sadece burası varmış gibi." translate turkish day1_ac68c5e6: "Lena banklardan birine oturmuş, kitap okuyordu.{w} Electronik kendinden emin bir şekilde ona yaklaştı." translate turkish day1_03a7db73: el "Merhaba Lena! Yeni çocukla tanış, Semyon!." translate turkish day1_ebd7111d: "Hızlıca beni diğerleri ile tanıştırmaya başladı." translate turkish day1_f37aca17: me "Merhaba.{w} Bir bakıma çoktan tanıştığımızı söyleyebiliriz." translate turkish day1_31b01f67: un "Evet…" translate turkish day1_51f9c6e8: "Bir an için gözlerini kitaptan ayırdı, bana baktı, kızardı ve sanki hala burada olduğumuzu fark etmemiş gibi okumaya devam etti." translate turkish day1_0e6973ff: el "Tamamdır, devam edelim." translate turkish day1_e71595cb: "Bu kızla 'tanışmanın' birkaç kelimeye indirgenmesine önce şaşırdım, ama sonra böylesinin daha iyi olduğunu düşündüm.{w} Electronik'in enerjik hareketliliği Lena'nın utangaçlığıyla pek uyuşmuyordu." translate turkish day1_304c9144: me "Hadi gidelim." translate turkish day1_d2c497e2: "Sonra bir binaya geldik, kantin olduğunu hemen anladım." translate turkish day1_ac073a3b: el "Ve burası da..." translate turkish day1_e84fdadf: me "Biliyorum! Burası organik yemekleri tükettiğiniz yer!" translate turkish day1_06114188: el "Evet, öyle bir şey…" translate turkish day1_4eab803f: "Kantinin verandasında, daha önce sırtıma vuran düşmancıl kız duruyordu." translate turkish day1_2cd75b17: "Onu gördüğümde, şakacı ruh halim göz açıp kapayıncaya kadar kayboldu." translate turkish day1_2eef73b2: th "Gerçekten de, oldukça komik olmasına rağmen bu adamla dalga geçmek için uygun bir zaman değil." translate turkish day1_88b653a6: th "Öncelikle burada neyin ne olduğunu ya da en azından nerede olduğumu bulmam gerekiyor!" translate turkish day1_84bfeb9f: el "Şuradaki, Alisa Dvachevskaya. Onun etrafında dikkatli ol." translate turkish day1_36dc9fcc: "Fısıldayarak konuştu." translate turkish day1_c065e234: el "Sakın ona DvaCheh deme, bundan hoşlanmaz!" translate turkish day1_242c3a55: dv "Ne dedin sen? Bana ne dedin?" translate turkish day1_c941236c: "Onu duymuş olmalı." translate turkish day1_7cbd6d0d: "Göz açıp kapayıncaya kadar Alisa verandadan aşağı atladı ve bize doğru koşmaya başladı." translate turkish day1_7810c210: el "Pekâlâ, bundan sonrasını sen halledersin." translate turkish day1_8a6dfaab: "Electronik kaçmaya başladı." translate turkish day1_68ae01db: "Bu agresif Alisa kızıyla bir daha karşılaşmak istemediğime karar verdim ve Electronik'in peşinden fırladım." translate turkish day1_87908dda: "Meydana doğru koşarken onu gözden kaybettim." translate turkish day1_f5ecd77a: "Ama Dvachevskaya da peşimde değildi." translate turkish day1_efa7a730: th "Yine de ona böyle seslenme riskini almamalıyım.{w} Zihnimde bile." translate turkish day1_d436642f: "Nefesimi tuttuktan sonra neden böyle tepki verdiğimi merak ettim." translate turkish day1_50af9809: th "Pekala, o bir kız... agresif olandan...{w} ama neden kaçayım ki?" translate turkish day1_cd458724: "İyi bir cevap bulamayınca bir banka oturdum ve Genda anıtına baktım." translate turkish day1_2d7b339e: "Koşarak yanından geçen Alisa bir an durdu ve hırladı:" translate turkish day1_1823fa4f: dv "Seninle sonra ilgileneceğim!" translate turkish day1_35feebce: me "İlgilenecek mi? Neyi yanlış yaptım!?" translate turkish day1_7eff5e99: "Sözlerime zoraki bir suçlu gülümsemesi ekledim." translate turkish day1_d6062f1c: th "Ama benim suçum ne...?" translate turkish day1_9dbfd6f2: "Yanıt vermedi ve Electronik' kovalamaya gitti" translate turkish day1_a20cefa7_7: "..." translate turkish day1_eb85f5b2: th "Görünüşe göre zamanımı tek başıma geçirmeliyim, akşam yemeği için bekleyerek." translate turkish day1_c1af6492: "Doğuya gitmeye karar verdim.{w} En azından bana göre olan doğuya." translate turkish day1_990e43f3: "Bir süre sonra, kendimi futbol sahasında buldum." translate turkish day1_55a5886e: "Orada bir maç tüm hızıyla devam ediyordu." translate turkish day1_6e3f39b7: th "Sanırım biraz izlemenin zararı olmaz." translate turkish day1_80a62586: "Çocukluk ve gençlik yıllarımda ben de fena bir oyuncu değildim ve hatta profesyonel olmayı bile düşünmüştüm, ancak arka arkaya yaşadığım birkaç sakatlık, oyunda belirsiz bir şans uğruna sağlığımı riske atma arzumu öldürdü." translate turkish day1_ac5ae99c: "Farklı yaşlardaki çocuklar sahanın etrafında koşuşturuyordu: On yaşlarında bir erkek ve on dört yaşlarında bir kız çocuğu görebiliyordum..." translate turkish day1_f462954c: th "Bir kız...{w} Hey, bu Ulyana!" translate turkish day1_5e68b29c: th "Pekala, demek ki futbol oynuyor - Bu kadar şaşırtıcı olan ne??" translate turkish day1_1ae034aa: th "Ne de olsa yorulmayan biri gibi görünüyor.." translate turkish day1_0286167f: "Sahadan oldukça uzakta duruyordum ama yine de beni fark etti." translate turkish day1_f85a8374: us "Hey, sen!" translate turkish day1_77bd833d: "Ulyana seslendi." translate turkish day1_afc02b59: us "Oynamak ister misin?" translate turkish day1_3f27c2c0: "Nasıl cevap vereceğimi bilmiyorum." translate turkish day1_7fb785ba: th "Bir yandan, on dakika boyunca koşturmak çok bir şey değil." translate turkish day1_b2114442: th "Öte yandan, içinde bulunduğum durumda yapacağım herhangi bir yanlış hamle son hamlem olabilir." translate turkish day1_be98ba5d: "Ama yine de, kıyafetlerim bu hava için uygun değildi." translate turkish day1_0b1fdc5d: "Eğer kış botlarıyla ve kot pantolon ile oynarsam, eminim ki domuz gibi terlerim." translate turkish day1_16639bbb: th "Yalınayak ve kot pantolonsuz oynamak da hiç etik olmaz." translate turkish day1_91f30c65: me "Belki başka bir zaman, tamam mı?" translate turkish day1_1cdbc40f: "Cevap olarak bağırdım, arkamı döndüm ve geri yürüdüm." translate turkish day1_317df2d8: "Ulyana'nın çığlıkları beni takip etti, pantolonumla ya da korkak bir kadın olmamla ya da buna benzer bir şeyle ilgili..." translate turkish day1_a20cefa7_8: "..." translate turkish day1_4b9550bc: "Akşam oluyordu, gerçek bir amaç olmadan boşa geçen bir günün ardından kendimi yorgun ve boş hissetmeme neden oluyordu." translate turkish day1_a20cefa7_9: "..." translate turkish day1_2d76a94d: "Meydana geri döndüm, bir banka oturdum ve bitkin bir şekilde iç çektim." translate turkish day1_c7f14958: th "Burada oturup akşam yemeğini beklemem daha iyi olur.{w} Her şeye rağmen, aç olmayınca cevapları aramak daha kolay oluyor." translate turkish day1_6face009: th "Burada insanlara yemek veriyorlar, değil mi...?" translate turkish day1_6efc8181: th "Bilirsiniz, en basit insani ihtiyaçların bir şeyler üzerinde düşünme, bir şeyler için çabalama isteğini nasıl kırabildiği ilginçtir." translate turkish day1_8098381c: th "Örneğin, şu anda aç hissediyorum, bu yüzden nerede olduğumu veya bana neler olduğunu çok daha az önemsiyorum." translate turkish day1_8e0062ff: th "Büyük insanlar da bundan etkilenebilir mi?" translate turkish day1_11ca5f98: th "Ve bu durumda, Spartacus nasıl oldu da antik çağlarda köle isyanı başlattı...?" translate turkish day1_660ad355: th "Sadece harika bir insan olmadığım sonucuna varabilirim ve hangi mekanizmanın dişlisi olarak hizmet ettiğim gerçekten önemli değil: toplum, Matrix veya garip bir öncü kampı." translate turkish day1_31836b32: "Düşüncelerim bir elektrik direğindeki hoparlörden gelen çan sesiyle bölündü." translate turkish day1_bbaa6f9b: th "Akşam yemeği çağrısı olmalı!" translate turkish day1_d1afa489: "Kantine doğru yöneldim; artık nerede olduğunu biliyor olmam iyi bir şeydi." translate turkish day1_60f3a365: "Olga Dmitrievna orada, verandada duruyordu." translate turkish day1_3181ce0b: "Durdum ve sanki bir şey bekliyormuşum gibi ona yakından baktım." translate turkish day1_620995d5: "Bir süre bana baktı ama sonunda yaklaştı." translate turkish day1_e4e46775: mt "Semyon, neyi bekliyorsun? İçeri gir!" translate turkish day1_3db38509: th "Sanırım onunla gidersem kötü bir şey olmaz." translate turkish day1_8646eca1: "Midem burada bana destek oldu." translate turkish day1_20d3b7df: "İkimiz de içeri girdik" translate turkish day1_d5cccf64: "Kantin...{w} bir kantin gibi duruyordu." translate turkish day1_5a204f67: "Hayatımın bir döneminde bir fabrika kantinini ziyaret etme şansım olmuştu...{w} Bu da tamamen aynıydı, sadece belki biraz daha temiz ve moderndi." translate turkish day1_7f269d4e: "Metal sandalyeler ve masalar, duvarlarda ve yerde seramik karolar, ara sıra çatlayan sade sofra takımları." translate turkish day1_2b4a4a89: th "Sanırım bir öncü kantinin böyle görünmesi gerekiyordu." translate turkish day1_865ed000: mt "Semyon, bir dakika bekle, sana oturacak bir yer bulacağız." translate turkish day1_fed0ccad: "Etrafa bakındı." translate turkish day1_cbc89c54: mt "Dvachevskaya, orada dur!" translate turkish day1_bccd2e3b: "Olga Dmitrievna yanından geçen Alisa'ya bağırdı." translate turkish day1_e0ebb201: dv "Ne?" translate turkish day1_686395a7: mt "Kıyafetlerine ne oldu??" translate turkish day1_f893781b: dv "Bir sorun mu var?" translate turkish day1_6c59a28a: "Gerçekten de kıyafeti biraz provakatif görünüyordu..." translate turkish day1_7f4c6c16: mt "Üniformanı hemen şimdi güzel ve düzgün bir hale getir!" translate turkish day1_aa5269ba: dv "Pekala, pekala..." translate turkish day1_02da0b4a: "Alisa gömleğini düzeltti ve bana nahoş bir bakış fırlatarak yanımdan geçti." translate turkish day1_a1e6af5d: mt "Sana oturacak bir yer bulabilir miyiz?" translate turkish day1_30ea3e74: "Çok fazla boş yer yoktu." translate turkish day1_986412cf: mt "Şuraya git, Ulyana'nın yanına!" translate turkish day1_2cfe56a5: me "Uhm... Belki de..." translate turkish day1_385a7396: mt "Evet, sorun değil, yemek de masada zaten!" translate turkish day1_07918b6c: "Kabul etmek dışında başka bir seçeneğim yoktu." translate turkish day1_ff014804: "Elbette pirzolaların köri ile zehirlenmiş, patates püresinin cömertçe arsenikle tatlandırılmış ve bardağın kompot yerine mükemmel antifrizle doldurulmuş olma ihtimali de vardı..." translate turkish day1_1dcade22: "Ama hepsi o kadar lezzetli görünüyordu ki karşı koyma şansım yoktu!" translate turkish day1_d5d98923: us "Hey!" translate turkish day1_087d8e36: me "Ne istiyorsun?" translate turkish day1_4b969ae9: "Yanımda oturan Ulyana'ya oldukça kaba bir şekilde cevap verdim." translate turkish day1_bcac0437: us "Neden bizimle futbol oynamadın?" translate turkish day1_ee0ece72: me "Çünkü kıyafetlerim yüzünden." translate turkish day1_ac6bee46: "Sorunun kaynağını işaret ederek söyledim." translate turkish day1_762f9dc6: us "Pekala o zaman, ye.." translate turkish day1_71c21715: "Ancak, yiyecek pek bir şey kalmamıştı: pirzolam tabakta yoktu!" translate turkish day1_2623f571: th "Bunu yapan sadece o olabilir." translate turkish day1_f9c55ec5: th "Hayır, daha doğrusu, bunu Ulyana'dan başkası yapamazdı!" translate turkish day1_58e7978c: me "Pirzolamı geri ver!" translate turkish day1_0f31d85b: us "Büyük bir ailede, uykuya dalarsan kaybedersin!{w} Dikkatsiz olursan bu sana bir pirzolaya mal olabilir!" translate turkish day1_ea7db8e5: me "Geri ver diyorum sana!" translate turkish day1_3e16ffc9: "Ona tehditkar bir şekilde baktım ve elimi uzatmak üzereydim..." translate turkish day1_39e0f78f: us "Gördün mü, bende değil!" translate turkish day1_8fb93759: "Gerçekten de Ulyana'nın tabağı boştu; bu küçük kız birilerinin pirzolalarını çaldığı kadar hızlı yiyor gibi görünüyordu." translate turkish day1_bf4d7f64: us "Sakin ol, şimdi bir şeyler ayarlarız!" translate turkish day1_c2895463: "Tabağımı aldı ve koşarak uzaklaştı." translate turkish day1_4c2a1209: "Onu takip etmenin bir anlamı yoktu: Eğer beni burada zehirlemek istiyorlarsa, bunu çok daha kolay bir şekilde yapabilirlerdi." translate turkish day1_4bb06742: "Yaklaşık bir dakika sonra Ulyana geri döndü ve üzerinde dumanı tüten sıcak bir pirzola bulunan tabağı bana uzattı." translate turkish day1_39cd2cfa: us "İşte açlıktan ölenler için bir tane!" translate turkish day1_73aab3cd: me "Teşekkürler…" translate turkish day1_dfe4386e: "Tek söyleyebildiğim buydu." translate turkish day1_e425e9ee: "O kadar acıkmıştım ki şüphelerim bir anda yok oldu. Çatalımla pirzolayı aldım ve..." translate turkish day1_2158fc2f: th "Bu da ne!?{w} Bir böcek!{w} Hayır, böcek değil!{w} Bir kurtçuk!{w} Bacakları var ve kıpırdıyor!" translate turkish day1_27e62654: "Tabak yere düştü ve parçalara ayrıldı; sandalye düşerken bacağıma sert bir şekilde çarptı." translate turkish day1_c1ea30fa: "Çocukluğumdan beri böceklerden hoşlanmam ama bu ürkütücü sürüngenler tabağımda belirdiğinde, bu kadarı da fazla!" translate turkish day1_670b85c3: me "Seni küçük..." translate turkish day1_cdba60b2: "Ulyana böyle bir geri dönüşe hazır görünüyordu ve sanki yeni bir stand-up komedi şakası duymuş gibi gülerek kapıya gelmişti bile." translate turkish day1_a0076c62: "Arkasından koştum." translate turkish day1_4a7f4c33: "Kantinden çıktık." translate turkish day1_51f77987: "Aramızda sadece birkaç düzine metre vardı ve bu küçük kızı kolayca yakalayabileceğimi hissediyordum." translate turkish day1_c0e0bceb: "Meydandan geçtik..." translate turkish day1_8d3b0cc2: "Kulüp odasını geçtik..." translate turkish day1_f7567198: "Orman yoluna girdik." translate turkish day1_d50859c6: "Nefesim kesilmeye başladı." translate turkish day1_80f73680: th "Sanırım sigara içeyi bırakmalıyım…" translate turkish day1_1178684b: "Ulyana bir sonraki dönüşte gözden kayboldu." translate turkish day1_b24a1f41: th "Benden kaçmayı başarmış olamaz!" translate turkish day1_c255b412: th "Basitçe, olamaz!" translate turkish day1_7a8d7835: "Durdum ve tekrar nefesimi toplamaya çalıştım." translate turkish day1_a20cefa7_10: "..." translate turkish day1_fd3eb8d2: "Gece çökmek üzereydi." translate turkish day1_b570941e: th "Görünüşe göre kaybolmuştum…" translate turkish day1_bce9bc24: th "Gece ormanda kalmak kötü bir fikir; en iyisi kampa geri dönmek." translate turkish day1_bbe1aefc: "Ancak hangi yöne gideceğim konusunda hiçbir fikrim yoktu." translate turkish day1_985a9376: th "Rastgele bir seçim yapmalıyım." translate turkish day1_a20cefa7_11: "..." translate turkish day1_a20cefa7_12: "..." translate turkish day1_f8583ab1: "Ormanda bir süre dolaştım ve hatta yardım için ağlamayı bile düşündüm ama sonunda ağaçların ötesinde kampın çitlerini gördüm." translate turkish day1_7ad8ae02: th "Her şey yerine oturdu." translate turkish day1_7f4df294: me "Otobüs gitmiş..." translate turkish day1_6cfccad8: "Diye sessizce mırıldandım." translate turkish day1_dbfa4d22: "Bir yandan, bunda garip bir şey yoktu: otobüs sonsuza kadar orada kalamazdı." translate turkish day1_42ed0653: "Öteki yandan, bu bir şoför olduğu anlamına geliyordu, çünkü otobüsler kendi kendine hareket edemez!" translate turkish day1_dcc5269b: th "Ya da edebilirler mi?" translate turkish day1_ba1dfa38: "Bu dünya çok normal görünüyordu, ama buradaki her olayın en az iki açıklaması vardı: sıradan, gerçek, günlük bir açıklama ve gerçeküstü bir açıklama." translate turkish day1_0b0d9edb: "Elbette, şoför bir şeyler atıştırmak için çıkmış olabilir ve ben de çok erken ayrıldım, bu yüzden..." translate turkish day1_ec1d1437: th "Her halükarda, burası bana göre bir yer değil!" translate turkish day1_9aa1fa90: "Otobüsün kendi kendine gidip gitmediği muhtemelen önemli bir soruydu ama buraya nasıl geldiğimi bilmek çok daha önemliydi." translate turkish day1_2b9ab305: "Peki bu nerede - {i}burada{/i}..." translate turkish day1_5aa31516: "Ufka doğru uzanan tarlaların ve ormanların hiçbir cevabı yoktu; tanıdık hiçbir yanları yoktu." translate turkish day1_a20cefa7_13: "..." translate turkish day1_13255b43: "Garip, tuhaf ve yabancı bir dünya.{w} Ancak aynı zamanda kesinlikle korkutucu değildi." translate turkish day1_a0c5acff: "Ya kendimi koruma içgüdüm görevinden istifa etmeye karar verdi ya da kampın ve yerel öncülerin etrafındaki tüm bu koşuşturmaca, kaygısız normallikleriyle beni o kadar uyutmuştu ki, sadece birkaç saat önce başıma gelenleri unutuyordum." translate turkish day1_e9c8c9dc: "Gerçi muhtemelen endişelenecek gücüm kalmamıştı." translate turkish day1_ab64ceb2: "Tek istediğim biraz huzur, sakinlikti; her şeye bir ara vermek istiyordum ve ancak ondan sonra hazır ve yeniden şarj edilmiş olarak cevapları aramaya devam edecektim." translate turkish day1_c260705c: "Ancak, bu bir süre sonra olacak..." translate turkish day1_5cfa0252: th "Peki ya şimdi? Kendime rahatlama izni verebilir miyim?" translate turkish day1_a20cefa7_14: "..." translate turkish day1_b2e9fb9d: "Hava tamamen kararmıştı ve her halükarda geceyi kampta geçirmek daha iyi olacaktı." translate turkish day1_46aa5cbc: "Tam geri dönecektim ki arkamdan biri sessizce yaklaştı." translate turkish day1_ac5eb104: sl "Merhaba, orada ne yapıyorsun?" translate turkish day1_51149e68_2: me "..." translate turkish day1_245b70c4: "Karşımda duran Slavya'ydı. O kadar şaşırdım ki sıçrayıverdim." translate turkish day1_ec2df0cc: sl "Ulyana'yı yakalayamadın, değil mi??" translate turkish day1_d1046a49: "Tebessüm etti." translate turkish day1_5e1fc6b8: "Hayal kırıklığıyla başımı salladım ve iç çektim." translate turkish day1_dd08f845: sl "Hiç şaşırmadım.{w} Hiç kimse yapmadı." translate turkish day1_476d94f1: th "Evet, o gerçek bir roket kız. Enerjisini macera aramaktan ziyade daha iyi bir şekilde kullanabilirdi..." translate turkish day1_d1722b3c: sl "Aç olmalısın, akşam yemeği yiyemedin..." translate turkish day1_d0dae46d: "Aslında açlığımı tamamen unutmuştum ama onun bu sözlerinden sonra midem haince bir gurultu çıkararak dikkatleri üzerine çekti." translate turkish day1_c17a722d: "Slavya tebessüm etti." translate turkish day1_4cbb01a1: sl "Gidelim o zaman." translate turkish day1_e01dee92: me "Ne, kantin hala açık mı?" translate turkish day1_40c17de2: sl "Anahtarlarım var." translate turkish day1_36955eb7: me "Anahtarlar mı?" translate turkish day1_ab83b32e: sl "Evet, kampın her yerinin anahtarına sahibim." translate turkish day1_9080c90e: me "Nasıl olabilir?" translate turkish day1_ca97714d: sl "Ben burada kamp liderinin yardımcısı gibiyim.." translate turkish day1_7e4b1b8c: me "Anlıyorum.{w} Gidelim o zaman." translate turkish day1_63a3eb4c: "Bu, reddedemeyeceğim bir teklif." translate turkish day1_00f9254f: "Meydana ulaştığımızda Slavya bir anda durdu." translate turkish day1_7f5d338c: sl "Kusura bakma, oda arkadaşımı geç kalacağım konusunda uyarmalıyım; kendisi o kadar dakiktir ki aksi takdirde endişelenecektir." translate turkish day1_518df0ed: sl "Sen kantine git, ben bir dakikaya döneceğim tamam mı" translate turkish day1_505d91ae: me "Pekala..." translate turkish day1_32ac72cc: "Bu kadar geç bir saatte orada kendimden başka birini bulmayı gerçekten beklemiyordum." translate turkish day1_b6cef34a: "Ve görünüşe göre birisi umutsuzca kapıyı açmaya çalışıyordu." translate turkish day1_18f36ecf: "hiçbir gizli düşüncem olmadan verandaya doğru yürüdüm." translate turkish day1_d706aa5c: "Kilidi açmaya çalışanın Alisa olduğu ortaya çıktı." translate turkish day1_e81739e5: th "Muhtemelen uzak durmalı ve beklemeliydim..." translate turkish day1_bbe1ef0f: "Bir süre dikkatle bana baktı ve sonra şöyle dedi:" translate turkish day1_a872d369: dv "Orada öylece durma, bana yardım et!" translate turkish day1_e54b39e9: me "Ne?" translate turkish day1_9736714c: dv "Kapıyı açmama yardım et!" translate turkish day1_7332342b: me "Neden?" translate turkish day1_c67591a7: dv "Çünkü biraz çörek ve kefir istiyorum! Akşam yemeği yeterince doyurmadı!" translate turkish day1_f22323e9: me "Uhmmm...{w} Bu gerçekten iyi bir fikir mi?" translate turkish day1_1381f7ca: dv "Sen de aç değil misin?{w} Ulyana normal bir akşam yemeği yemene izin vermedi, değil mi?" translate turkish day1_f396e777: "Alaycı bir şekilde tebessüm etti." translate turkish day1_ad73a68c: th "Doğru, izin verdirmedi..." translate turkish day1_c43ed392: me "Sorun yok, Slavya şimdi gelecek ve..." translate turkish day1_c8b0074b: dv "NE?!" translate turkish day1_ca8046cd: th "Sanırım bunu söylememeliydim." translate turkish day1_e7b745f9: dv "Ben gidiyorum o zaman!" translate turkish day1_5f47ed77: dv "Ve bunun bedelini ödeyeceksin!{w} Bana şimdiden iki kez borçlusun!" translate turkish day1_a180b25b: "Bunu söylemiş olan Alisa gecenin içinde kayboldu." translate turkish day1_efb5548d: th "İlki neydi peki?" translate turkish day1_a20cefa7_15: "..." translate turkish day1_696c481c: "Slavya beni çok fazla bekletmedi." translate turkish day1_8c608cb1: sl "Her şey yolunda mı?" translate turkish day1_d5cf1edd: me "Evet, neden sordun?" translate turkish day1_18938c76: sl "Sebebi yok, önemli değil." translate turkish day1_dc129c74: "It would be better if I didn't tell her about Alisa." translate turkish day1_b5544ae3: me "Her şey yolunda." translate turkish day1_944a6c8e: "Bunu söyledim ve hemen sesimde bir sahtekârlık notası duydum." translate turkish day1_6d7067b9: sl "Peki, gitmeli miyiz?" translate turkish day1_3792d81a: "Slavya'ya gelince, o hiçbir şey fark etmemiş gibiydi.{w} Ya da en azından öyle değilmiş gibi davranıyordu." translate turkish day1_44f2c4ea: "Kantine girdik." translate turkish day1_c8f556b6: sl "Biraz bekle, gidip bir şeyler getireyim." translate turkish day1_d09b3412: "Bir sandalyeye oturdum ve itaatkâr bir şekilde kurtarıcımı bekledim." translate turkish day1_8775f75b: "Akşam yemeğim basitti: birkaç çörek ve bir bardak kefir." translate turkish day1_c6c983c8: th "Şaşırmadım: Bahse girerim aç öncüler her şeyi bitirmiştir." translate turkish day1_37e90611: "Ancak, bu bile normal diyetimin çoğundan çok daha iyiydi." translate turkish day1_d5866868: "Slavya masanın karşısına oturdu ve ben yemek yerken bana baktı." translate turkish day1_fbb73cfa: me "Yüzümde birşey mi var?" translate turkish day1_178aa33f: sl "Hayır, sadece..." translate turkish day1_d1046a49_1: "Tebessüm etti." translate turkish day1_dc9c1b81: sl "Kamptaki ilk günün nasıl geçti?" translate turkish day1_6a05d51d: me "Şey, gerçekten bilmiyorum..." translate turkish day1_fb0b3f9a: "Kendini aniden farklı bir gerçeklikte bulan birine kantindeki yemekleri, kamp liderini ya da kendisine tahsis edilen kulübeyi sevip sevmediğini sormak aptalcadır." translate turkish day1_46db5ea6: sl "Sorun değil, yakında alışırsın!" translate turkish day1_68e00554: "Slavya dalgın dalgın pencereden dışarı baktı." translate turkish day1_b05e0e4e: th "Açıkçası benim böyle şeylere alışmak gibi bir isteğim yok; ama ona gelince, o bilmiyor..." translate turkish day1_b9ffb640: th "Ya da en azından öyle olmadığını düşünmemi istiyor." translate turkish day1_2c50ec15: me "Her şey bir yana, burası güzel." translate turkish day1_443c7288: "Bu garip sessizliği bir şekilde bozmak zorundaydım." translate turkish day1_17d13602: sl "Öyle mi düşünüyorsun?" translate turkish day1_a271f10e: "İlgisiz bir şekilde sordu." translate turkish day1_1b986acc: me "Evet. Burası çok..." translate turkish day1_d4bc890b: "'Retro' demek istedim ama kendimi tuttum." translate turkish day1_edbbb7b2: "Sonuçta, benim için retro oldu, peki ya onlar?{w} Bildikleri tek hayat türü bu olabilirdi." translate turkish day1_78a8ca85: "Eğer {i}hayat{/i} terimi burada geçerli olsaydı..." translate turkish day1_789035fa: sl "Peki nasıl?" translate turkish day1_00577787: "Beni yakından izledi.{w} Sanki önemli bir şey cevabıma bağlıymış gibi." translate turkish day1_7c2d154d: me "Şey, bilmiyorum... güzel. Evet! Burası çok güzel." translate turkish day1_c1307b0b: sl "Sanırım haklısın." translate turkish day1_78a2fe3f: "Tekrardan tebessüm etti." translate turkish day1_e349590f: sl "Böyle düşünmen çok güzel." translate turkish day1_5ac38cf1_1: me "Neden?" translate turkish day1_17e99afb: sl "Herkes burayı sevmiyor..." translate turkish day1_1a377d44: me "Peki ya sen?" translate turkish day1_1995267f: sl "Ben mi?" translate turkish day1_fc30fd2b: me "Evet." translate turkish day1_031c751c: sl "Burayı seviyorum, harika bir yer." translate turkish day1_2ae1dec7: me "O zaman başkalarının ne düşündüğü konusunda endişelenmene gerek yok." translate turkish day1_879638a9: sl "Pek endişelenmiyorum." translate turkish day1_c954d69f: "Slavya güldü." translate turkish day1_72c6e2b1: "Bu konuşma beni varmak istediğim yerden çok uzağa götürüyor gibiydi." translate turkish day1_1a712a21: sl "Sen de endişeleniyorsun." translate turkish day1_1d09f697: me "Gerçekten mi? Neden öyle diyorsun?" translate turkish day1_8b1f703e: sl "Birisi bu kadar yoğun çiğniyorsa." translate turkish day1_07129b8a: me "Üzgünüm." translate turkish day1_705bea28: sl "Sorun yok." translate turkish day1_02cdc4c3: "Bu kızın yanında daha temkinli olmak için kendimi zor tuttum." translate turkish day1_ded79e77: "Ama neden özellikle o? Neden başka bir yerel sakin değil?" translate turkish day1_e53b428c: "Her biri bana tamamen normal göründü. Kesinlikle {i}normal{/i},{w} o kadar normal ki tüylerim diken diken oluyor ve iliklerime kadar işliyor!" translate turkish day1_51e2809e: "Normal, bir elinde elektrikli matkap, diğerinde subwoofer olan bir komşu gibi değil." translate turkish day1_ab3da39e: "Metroda veya toplu taşıma araçlarında sık sık karşılaşabileceğiniz bir yolcu gibi değil." translate turkish day1_15d26ee0: "Açık plan bir ofiste yan masadaki iş arkadaşınız gibi değil." translate turkish day1_29ee93d2: "Ve diğer insanlardan tek farkı sürekli ısrarcı olması olan bir arkadaş gibi bile değil." translate turkish day1_82012fff: "Hepsi {b}normal{/b} görünüyordu - olmalarını beklediğim gibi - kendi dezavantajları vardı ama herhangi bir süper güçleri yoktu." translate turkish day1_c821ace7: "Ve Slavya da...{w} şirin miydi?" translate turkish day1_7f68049d: "Ne diyeceğimi bilemeden gizlice ona baktım." translate turkish day1_1ec8deab: sl "Özür dilerim, sana kampı göstermek istedim ama yapacak çok işim vardı." translate turkish day1_567b2330: me "Tek başımayken bir şey kaçırmadım sanırım." translate turkish day1_2e601a49: sl "hiçbir şeyi kaçırmadığına emin misin?" translate turkish day1_efd47648: "O kadar parlak gülümsedi ki şaşkınlıktan gözlerimi kaçırmak zorunda kaldım." translate turkish day1_cdbd4a1c: me "Nereden bileyim, buradaki ilk günüm." translate turkish day1_122de170: sl "Peki, şimdiye kadar ne gördün?" translate turkish day1_875830b6: me "Meydanı, kantini, futbol sahasını gördüm." translate turkish day1_76985cc0: sl "Peki ya sahil?" translate turkish day1_b11fae54: me "Uzaktan gördüm." translate turkish day1_f5ac888c: sl "Gerçekten oraya gitmelisin! Ya da birlikte gidelim!" translate turkish day1_d5688542: me "Evet, tamam... Yaparız." translate turkish day1_446ce20c: "Doğallığı beni korkutmaya başladı, ama sonra düşündüm - ya burada olan her şey olması gerektiği gibiyse ve bu dünya sadece bana tuhaf görünürken, onlar için...{w} normalse?" translate turkish day1_6578880f: "Belki de geçmişe döndüm...?" translate turkish day1_5410f15c: "Evet, bu birçok şeyi açıklar." translate turkish day1_aad73e6b: me "Saçma bir soru sorabilir miyim?" translate turkish day1_fadcaef0: sl "Hayır." translate turkish day1_7b5c12bd: "Slavya gülümsedi ve masadan kalktı." translate turkish day1_c5c451d5: sl "Geç oldu. Olga Dmitrievna'nın evinin yolunu kendi başına bulabilir misin?" translate turkish day1_9fef43a7: me "Tabii ki gidebilirim, ama neden oraya gideyim ki?" translate turkish day1_821bd937: sl "Seni biriyle tanıştıracak." translate turkish day1_7332342b_1: me "Ne için?" translate turkish day1_bfddcddb: "Muhtemelen bu soru aptalca geldi, çünkü Slavya iyi huylu bir kahkaha patlattı." translate turkish day1_c070ca19: sl "Bir yerde uyumalısın, değil mi?" translate turkish day1_4405a6cf: me "Bu mantıklı." translate turkish day1_2455141e: sl "Tamam, ben gidiyorum o zaman. İyi geceler!" translate turkish day1_0a0db17f: me "İyi geceler..." translate turkish day1_ca407fc5: th "Bu kadar aceleyle gitmesi çok garip." translate turkish day1_c6b742a3: "Kapı kilidine bırakılmış bir anahtar demeti dikkatimi çekti." translate turkish day1_08ccb5b7: "Slavya'ya yetişecektim ama nerede yaşıyor?" translate turkish day1_3aa2ad8d: "Ve gece yarısı her kapıyı çalmak kulağa pek de parlak bir fikir gibi gelmiyordu." translate turkish day1_9356c1f1: th "Onları alsam iyi olur - yarın geri veririm çünkü burada gece ne olacağını kim bilebilir." translate turkish day1_56811613: "Bu tür düşünceler tüylerimi ürpertti - burada ilk etapta dikkatli olması gereken benim." translate turkish day1_5802aa2b: th "Öte yandan neden onlara ihtiyacım olsun ki?" translate turkish day1_0eb5a1f8: "Gece karanlık olmasına rağmen hiç de sessiz değildi - cırcır böceklerinin cıvıltısı, gece kuşlarının şarkıları ve ağaçların hışırtısı her yerden duyulabiliyordu." translate turkish day1_ee63d9fd: "Slavya'nın tavsiyesine uymak ve kamp liderinin kulübesine gitmek için ani bir istek belirdi." translate turkish day1_b358634e: "Neden bilmiyorum ama komünizmin bilinmeyen bronz inşaatçısını görmek beni yapıcı bir ruh haline soktu." translate turkish day1_e66f685d: "Bankta oturdum ve bugün olan her şeyi hatırlamaya başladım.{w} Yapıcı ruh halimin sunabileceği tek şey buydu." translate turkish day1_2719b81b: "Burası kantinin yakınından çok daha aydınlıktı ve geç kalan öncüleri koşuşturuyordu, bu yüzden burası hiç de korkutucu görünmüyordu." translate turkish day1_2dc0eb74: th "Otobüs, Yaz kampı, kızlar…" translate turkish day1_3aff8100: "Yeni ve tuhaf olan her şeyden o kadar yorulmuştum ki, neler olup bittiğine dair tek bir açıklama bile getiremiyordum." translate turkish day1_4caea1ce: "Yakınlarda zar zor fark edilen bir hışırtı duydum." translate turkish day1_f2d26be1: "Ürperdim ve o yöne baktım." translate turkish day1_6993b49f: th "Bir kız.{w} Kitap okuyor." translate turkish day1_2807e1fc: th "Lena." translate turkish day1_1bdc01a9: "Yaklaşıp onunla konuşmaya karar verdim." translate turkish day1_7ccf917f: "Burada birkaç kelime bile konuşmadan tanıştığım tek yeni kişiydi." translate turkish day1_7b241855: me "Merhaba, ne okuyorsun" translate turkish day1_ac772bf2: "Lena o kadar şaşırmıştı ki yerinden bile sıçradı." translate turkish day1_ea263cee: me "Üzgünüm, seni korkutmak istememiştim!" translate turkish day1_62592cb0: un "Boşver..." translate turkish day1_ad42b83a: "Yüzü kızardı ve tekrar kitaba baktı." translate turkish day1_c43d3dfb: me "Ne okuyorsun peki?" translate turkish day1_f3297c42: "Kapağında “Rüzgar Gibi Geçti” yazıyordu." translate turkish day1_53009119: me "Güzel kitap…" translate turkish day1_626232a6: un "Teşekkürler." translate turkish day1_87f26837: th "Açıkçası ben okumadım ama böyle bir edebiyatın ona çok yakıştığını düşünüyorum." translate turkish day1_21b3e47f: "Lena konuşmaya devam etmekle ilgilenmiyor gibi görünüyordu." translate turkish day1_f85b2b40: me "Eğer seni rahatsız ediyorsam." translate turkish day1_049b021f: un "Hayır." translate turkish day1_62091b7c: "Kitabına bakarken cevap verdi." translate turkish day1_13ee5d36: me "Bir süreliğine yanına oturabilir miyim?" translate turkish day1_41cfffd5: un "Neden?" translate turkish day1_e92b6e6e: th "Gerçekten, neden...?" translate turkish day1_c6e49fa3: "Belki de sadece çok yorgun olduğum ve bir arkadaşımın olmasının yalnız olmaktan daha iyi olduğu içindir." translate turkish day1_bf12dc37: "Ve belki de ondan bir şeyler öğrenmeye çalışmak istedim." translate turkish day1_0864712b: "Dikktalice Lena'yı inceledim." translate turkish day1_07aeaaac: th "Ama hayır, bundan şüpheliyim." translate turkish day1_3102ef10: me "Şey, bilemiyorum... İznim yok mu?" translate turkish day1_3b683375: un "Rahat takıl..." translate turkish day1_d783747c: me "Ama eğer seni rahatsız ediyorsam..." translate turkish day1_ab09f879: un "Hayır, etmiyorsun." translate turkish day1_858edfda: me "Söylemiş olayım ki, gidebilirim..." translate turkish day1_0d42a600: un "Her şey yolunda." translate turkish day1_f517812c: me "Tamam o zaman..." translate turkish day1_98f71c0d: "Dikkatlice bankın ucuna oturdum." translate turkish day1_0fcded02: "Bu kadar yoğun bir konuşmadan sonra burada kalmak isteyeceğim son şeydi ama kalkıp gitmek de hoş olmazdı." translate turkish day1_61ec364d: me "Pek iyi gitmedi, ha?" translate turkish day1_cf8bd28b: "Lena hiçbir şeye cevap vermedi." translate turkish day1_8caec5df: "Görünüşe göre kendimi aptal durumuna düşürdüm." translate turkish day1_60dd740c: "Eminim Ulyana burada olsaydı bana çok gülerdi." translate turkish day1_e1927099: me "Burada olmaktan keyif alıyor musun?" translate turkish day1_610b2212: "Slavya'nın sorusunu hatırladım ve bunun sohbet için iyi bir başlangıç olacağını düşündüm." translate turkish day1_f1be5fed: un "Evet." translate turkish day1_783cf09d: "Hafifçe gülümsedi." translate turkish day1_23729c98: me "Sanırım ben de seviyorum." translate turkish day1_b5a17bee: "Lena kesinlikle çok sosyal değil ve muhtemelen anlamsız bir sohbeti Slavya kadar kolay sürdüremez." translate turkish day1_141ec821: "Ama onda dikkat çeken bir şeyler vardı." translate turkish day1_f8e0c3e7: "Yağmurlu bir sonbahar akşamında camdaki yansımanın bir anlık görüntüsü gibi, göz ucuyla gördüğünüz bir şeyi aramak için arkanızı dönüp karanlığa bakmanıza neden olur." translate turkish day1_04705c56: "Elbette ne olduğunu ayırt edemiyor ya da anlayamıyordunuz ama yine de çok cazip geliyordu..." translate turkish day1_9ee89722: "Lena benim varlığıma aldırmadan kitap okumaya devam ediyordu." translate turkish day1_62582949: "Ve ona bu kamp ya da genel olarak bu dünya hakkında hiçbir şey sormaya niyetim yoktu." translate turkish day1_a1e73db2: me "Güzel bir gece..." translate turkish day1_5ef3d7d4: un "Evet..." translate turkish day1_76d86f28: th "Onunla nasıl konuşmaya başlayabilirsin ki?" translate turkish day1_69ef7bda: un "Geç oldu, gitmeliyim." translate turkish day1_45544479: me "Evet, oldukça geç oldu..." translate turkish day1_2629037f: un "İyi geceler." translate turkish day1_fab13f1e: me "İyi geceler…" translate turkish day1_e5d71cd0: "Bu kızda garip bir şeyler vardı." translate turkish day1_482011b5: th "İlk bakışta tipik utangaç ve mütevazı bir öncü kızdır, ancak..." translate turkish day1_efa2bb54: "Lena'nın gizemi, bu kampla ilgili kafamda oluşturmaya başladığım muazzam gizemler listesinde kendi yerini aldı." translate turkish day1_a20cefa7_16: "..." translate turkish day1_047c6176: th "Tembel bir akşam, yapacak hiçbir şey olmadan iyi vakit geçirmek gibisi yoktur..." translate turkish day1_8b243a91: "Olga Dmitrievna'nın kulübesine doğru yöneldim." translate turkish day1_76db5439: "Evin ışığı yanıyordu." translate turkish day1_01c690bf: mt "Merhaba, Semyon!{w} Oldukça geç kaldın!" translate turkish day1_ccd4c421: me "Evet...{w} Kampın etrafına bakmak için yürüyüşe çıktım." translate turkish day1_6e6b09c8: mt "Tamam. {w} Burada uyuyacaksın." translate turkish day1_d0ba333c: "Parmağıyla yataklardan birini işaret etti." translate turkish day1_54ddf89e: me "Burada mı...?" translate turkish day1_07acf34e: "Birazcık şaşırmıştım." translate turkish day1_0cc846e0: mt "Evet, bir sorun mu var?{w} Zaten boş kabinimiz kalmadı." translate turkish day1_e5c2c901: "Kamp lideri gülümsedi ama ben bunun sadece nezaketen olduğunu düşünüyorum." translate turkish day1_e6f03e6e: mt "İyi bir öncü olmak istiyorsun, değil mi?" translate turkish day1_6d7c696f: "'İyi' kelimesine açık bir vurgu yaptı." translate turkish day1_fa9f2c55: me "Evet... Elbette..." translate turkish day1_c2a35634: "Bir an için düşüncelere daldım." translate turkish day1_8edc3e00: me "Aldırmaz mısınız matmazel?" translate turkish day1_d642ee60: "Bana tuhaf tuhaf baktı.{w} Gözlerinde şaşkınlık ve biraz da kızgınlık vardı." translate turkish day1_a63ad949: mt "Bir öncü büyüklerine saygı göstermelidir!" translate turkish day1_8492f5e5: " Olga Dmitrievna kesin bir şekilde söyledi." translate turkish day1_4adb9df1: me "Tabii ki yapmalı, kimse buna itiraz edemez..." translate turkish day1_343b3a4f: "Neyin yanlış olduğunu anlamadan saçmaladım." translate turkish day1_1c5c9771: mt "Senin de yapman gerekmez mi?" translate turkish day1_8fb93608: "Bana baktı." translate turkish day1_10506c32: "Böyle bir bakış altında en iyi cüce ustalarının en derin zindanlarda dövdüğü mithril bile erirdi." translate turkish day1_8e8da635: me "Ne yapmalıyım?{w} Naber, toots?" translate turkish day1_50297304: "Kızgınlık ve anlayışsızlık sesimi yükseltmeme neden oldu." translate turkish day1_20f9f9be: mt "Yetişkinlere uygun şekilde hitap etmelisin!" translate turkish day1_0bdad8e7: th "Evet, elbette burada pek çok tuhaf şey var...{w} Ama bu kız benden sadece birkaç yaş büyük." translate turkish day1_d2336ee2: th "Ya da belki daha genç..." translate turkish day1_c447246d: "Ancak tartışmamaya karar verdim - sadece birkaç dakika önce ona asla yetişkin demezken, ona güçlü bir karakter verildiğini de kabul etmeliyim." translate turkish day1_6a31f527: "Zaten tartışacak durumda da değildim." translate turkish day1_28205106: me "Nasıl isterseniz hanımefendi." translate turkish day1_9fde8ff9: "Mırıldandım." translate turkish day1_c0fad5bd: mt "Bu çok daha iyi!{w} İyi bir öncü işte böyle davranmalıdır!" translate turkish day1_fc0afa91: mt "Ve şimdi uyku vakti!" translate turkish day1_cee3bfd9: "Dürüst olmak gerekirse, ne düzgün ne de ahlaksız bir öncü olacaktım." translate turkish day1_06cf444d: "Daha düne kadar hiç öncü olmayacaktım..." translate turkish day1_e62f6767: th "Ama şimdi herhangi bir seçeneğim var mı?" translate turkish day1_a3857c58: "'Eğer istemiyorsanız, sizi zorlamak zorunda kalacağız' - Olga Dmitrievna muhtemelen bu sloganı kullanacaktı." translate turkish day1_fe66fa24: "Yatağa tırmandım ve gözlerimi kapattım ancak bugünün sonunda ne kadar yorgun olduğumu fark ettim." translate turkish day1_80860151: "Sanki beynim gece vardiyasına başlamış gibi, kafamın içinde bir şeyler korkunç bir şekilde çarpıyordu." translate turkish day1_af68a167: "Ve daha hassas bir şey üzerinde çalışmaktan çok çelik işlemeye yönelik gibi görünüyorlardı." translate turkish day1_95ae7d8f: "Otobüs aklımdan geçti." translate turkish day1_de155e12: "Ve anıtın bulunduğu meydan..." translate turkish day1_4d51c966: "Öncülerle dolu bir kantin...{w} Ve Ulyana'nın kötü niyetli yüzü." translate turkish day1_169054b7: "Slavya..." translate turkish day1_06f01a7c: "Lena..." translate turkish day1_753d87f9: "Ve Alisa'yı hatırlamak bile bana çok fazla olumsuz bir his vermedi." translate turkish day1_1de79ea9: th "Ya buraya temelli geldiysem...?" # Decompiled by unrpyc: https://github.com/CensoredUsername/unrpyc